Sıradan Olabilme
Sıradan yaşamlar sanki önemsiz yaşamlar olarak algılanan yaşamlardır. Oysa bu yanlış bir algıdır. Bu ve benzeri algılarımız hep olanı kendi dar bakış alanlarımızdan değerlendirmekten kaynaklanmaktadır. Aslında kendisinin sıradan olmadığına inanan bir çok kişinin bir anlamda kendisine manevi rehber edindiği bir çok kişi de sıradandır. Bu kişiler ışık insanlardır ama, aslında sıradanlığı doruklarda yaşamasını bildikleri için, sıradanlıkta sıradan olmayanı giyinip ışık insan olmuş ve sıradanlığı vaaz etmişlerdir. Fakat o dar bakış açısının etkisinde birçoklarının sıradan olma korkusunda sıradanlığı yadsımak gibi bir panik hali içinde olduğu ne yazık ki bir gerçektir. Oysa esas olması gereken sıradanlığı bütün ilizyonlarından arınmış bir şekilde algılayıp yaşam edinebilmeyi becerebilmektir. Bu zaten kişinin kendi doğallığında mevcut olan bir gerçekliktir. Bu doğallık doğaya olan paralelliğinde yaratılışa uyumluluğu getirdiği gib,i kişiyi Yaratana paralelliği ve dolayısı ile sureti daha netlik içinde yansıtabilmede de, kişiyi Yaratanla form eşitliğine getirmektedir. Bu durumda aslında sıradanlığı kendi doğasında algılayıp yaşam edinebilmek bir diğer taraftan yaşam sorumluluğuna da aday olmanın ayrıcalığını kişiye taşımış olmaktadır. Aslında sıradan yaşamlar, sıradan olmayan kainat sistemleri içinde, o sıradanlık çizgisinde kendini gösteren kaplarını, ışığa çevirmeye davetlidirler. Ve varlıkları bu çağrı bilinci içinde ışımaya endekslidir. Ama sıradan olmanın dayanılmaz hazzının farkındalığında. Aksi takdirde sıradan olmama algı, gayret ve mücadelesi, doğal ışıma aksini doğal olmayan, kendinden cılız bir ışımaya çevirmiş olacak ve bu ışıma her ne kadar etkin bir ışıma gibi görünsede eninde sonunda kendi doğasına zarar verecektir. Evet, bu anlatılanlar bir anlamda bir çok ışık şahsiyetin üstünde durduğu gibi "kendini bilme" olgusu olmakla birlikte daha da ötesi, bu kendini bilmeyi "yaşama sorumluluğu" bilincinde bir sıradanlık algısında, kişinin kendini olduğu hali ile kabul edip, bunu hazla ışığa çevirdiği bir yaşam algısında günlük doğasına indirgeyebilmesidir. Yani hakiki sıradanlık, insanın insan olma vasfının öne çıkarılabilmesinde sıradan olmayan üstün ışıklarını giyinebilmesi ve sıradan olmayana kanal pozisyonu alabilmesidir. Bu hal üstün üstünü yaşama ışıtan bir haldir. Sıradan olmama ilizyonu ise, kime göre neye göre sıradan olmama gerçekliğinde, üstün üstü olan sıradan olmamayı algılayamayacağı için, sadece kendinde olan sıradan olmama kavramını giyinir ve onu yansıtır. Bu da yukarıda dediğimiz gibi farklı seviyelerde geçici ışımalardan başka bir şey değildir. Oysa varlık, bir soluk alıp verme olayının gizemli sıradanlığında yaşam gibi harika bir olguyu aktive etmekte ve mucizevi sıradan olmayan olguları yaşama indirgetebilmektedir. Efendimiz Mesihin talebelerini sıradan insanlardan seçmesi ve mana yoluna davetinde önceliği hep sıradan insanlara vermesi ve talebelerini yaşama sorumlulukta hep sıradanlığa çağırmasında hep bu arka plan hikmeti olduğu muhakkaktır. Kainatta bütün işleyiş kaostan ıslaha dönüşüm ve değişimde hep böylesi bir sıradanlığı ifşâ eder gibi görünürken, aslında muhteşem sıradan olmayan bütün kainat gerçeklerini kainatın içine çeker dururlar. Kısacası sıradan olmayan herşeyi kendi doğamıza çekebilmenin yegâne sırrı sıradanlığımızın yaşama sorumlulukta hazla farkındalığıdır.