1 Şubat 2014 Cumartesi

EKSİKLİĞİN GÜCÜ

                                                                   Eksikliğin Gücü

            Çoğu zaman güç daima tamlık kavramının ardındadır. Tamlık aslında varlık demektir. Varlıksa aslında tamlıkta algılanır. Ama sorun tamlığın ölçütleri sorunudur. Çünkü tamlık algıya göredir. Algı ise kendi içine kilitlidir. Kendi içine kilitli algının sınırları ise sınırsızlık bilincini yitirmiştir. Sınırsızlık bilinci olmayan algıda tamlık kilitlendiği alanın sınırları kadardır. O zaman bu alan aslında kendi içinde darlıktır. Ve darlık, kendi boyutunda bir tamlık algısı oluşturur. O zaman tamlık kime göre ve neye göre tamlıktır. Ve kime göre ve neye göre güçtür. Aslında bu dar alanda varlık algısı yokluğa farkındalıktır. Yokluğa farkındalık ise aslında zayıflıktır. O zaman güç ve tamlık darlıkta açılan varlıkta yokluğa işarettir. Çünkü enerjisini darlığın kendi içindeki ışık yansımasından alır. Bu yansıma ise kaynağın çok uzağında bir yansımadır. Ve yansıma bir diğer ifadeyle sanma ve hatta aldanmadır. O zaman güç sahibi aslında güçsüzlüğün sahibidir. Görünürde güç göründüğü kadardır. Ama güç görünmeyende esastır. O zaman sınırlı alanda güç ve tamlık tarifi her zaman eksikliktir. Bunun nedeni Işığın bereketidir. Işık maddenin algısını kaldıramayacak kadar tarifsiz bir varlıktır. Tarifsizlikte tarif edilen ve suretsizlikte suret edinen bu muhteşem enerji her durumda güç ve tamlıktır. Sınırlıda güç ve tamlık ise sınırsızda güçsüzlük ve eksikliktir. Ve maddeden önce ve manadan önce aslında hep Işık vardır. Muhteşem yaratılmışı Yaratan, yaratıcılığı başından harekete geçiren o ilk neden öncesindeki nedensizlikteki hareket ettirici Işıktır. Işık her ne kadar haz ise de haz sonsuzluğun içinden geçen hüzmesiyle sonluda güçsüzlük ve eksiklik oluşturur. Bunun en büyük amacı, Işığın içinde taşıdığı sebep olmayı içine alıp, sebebi sebep oluşturan sonuca süreç oluşturacak bir yer, bir kap oluşturulmasına neden olmaktır. Bu nedenle güçsüzlük ve eksiklik ortaya çıkar. Çünkü Işığın nedeni vardır. Işık dolduracağı kap arar ve bu ızdıraptır. Işığın önünde sınırsızlık vardır. Ve sınırlı olan yanar. Bu kaos oluşumudur. Kaos, karmaşa, sorun arzu oluşturmak içindir. Arzu haz arayışıdır. Haz arayışı gayreti uyandırır. Gayret Işığa kap oluşturur. Neden ışıktadır. Işık eğer şifaya neden olmak istiyorsa hastalık oradadır. Ve hastalık hastalığı taşıyabilecek olandadır. Bu durum eksiklik durumudur. Ve şimdi kaos ortadadır. Ve gayret başlar, arayış başlar. Şifa ordadır. İyi ya da kötü aslında iyi içindir. Kötü eğilim yaratılır, kötü yaratılır, ama iyi hep oradadır. Çünkü iyi iyi değildir. Kötü ve iyi iyidir. Ama güçlük ve tamlık maddi algıda kendi içindeki iyidedir. Ya da kendi içinde kötüdedir. Oysa iyi ve kötü iyide ise eksiklik ve eksikliğin gücü vardır. Ve bu herkesin algılayabileceği bir kolaylıkta değildir. Çünkü meyil ve alışkanlık sonuç olmayadır. Bu yukarıda yaratılmış ve aşağıya kırılmış olmanın sorunudur. Parçada meyil sonuç olmayadır. O zaman sebep olma yukarıda yaratılmışlıktır. Ve zaten insanlığın yükselişi o yönedir ama kolay değildir. İniş ve çıkışlı olmak kaydıyla yukarıya boşluğa, sonsuza bir merdiven koymaktır. Bütün bunların ışığında o zaman eksiklik aslında güçtür. Güçsüzlük aslında tamlıktır. Çünkü eksiklik ve güçsüzlük yukarıda olan gücü ve tamlığı deneyimlemek için kırılmadır. Bu insanın yukarıda yaratıldığı noktada kırılmış olması değil, kırılmış insanın ruhta kırılmasıyla yukarıya yaratılmasıdır. Bu tamlığın en üst noktasını aşağıya çekme ve gücün en üstünü edinmedir ki, Mesih seslenişi gereçekleşir "Lütfum sana yeter" işte bu nokta da "gücüm güçsüzlükte tamamlanır"-2.Kor.12:9