Eksikliğin Gücü
Çoğu
zaman güç daima tamlık kavramının ardındadır. Tamlık aslında varlık demektir.
Varlıksa aslında tamlıkta algılanır. Ama sorun tamlığın ölçütleri sorunudur.
Çünkü tamlık algıya göredir. Algı ise kendi içine kilitlidir. Kendi içine
kilitli algının sınırları ise sınırsızlık bilincini yitirmiştir. Sınırsızlık
bilinci olmayan algıda tamlık kilitlendiği alanın sınırları kadardır. O zaman
bu alan aslında kendi içinde darlıktır. Ve darlık, kendi boyutunda bir tamlık
algısı oluşturur. O zaman tamlık kime göre ve neye göre tamlıktır. Ve kime göre
ve neye göre güçtür. Aslında bu dar alanda varlık algısı yokluğa
farkındalıktır. Yokluğa farkındalık ise aslında zayıflıktır. O zaman güç ve
tamlık darlıkta açılan varlıkta yokluğa işarettir. Çünkü enerjisini darlığın
kendi içindeki ışık yansımasından alır. Bu yansıma ise kaynağın çok uzağında
bir yansımadır. Ve yansıma bir diğer ifadeyle sanma ve hatta aldanmadır. O
zaman güç sahibi aslında güçsüzlüğün sahibidir. Görünürde güç göründüğü
kadardır. Ama güç görünmeyende esastır. O zaman sınırlı alanda güç ve tamlık
tarifi her zaman eksikliktir. Bunun nedeni Işığın bereketidir. Işık maddenin
algısını kaldıramayacak kadar tarifsiz bir varlıktır. Tarifsizlikte tarif
edilen ve suretsizlikte suret edinen bu muhteşem enerji her durumda güç ve
tamlıktır. Sınırlıda güç ve tamlık ise sınırsızda güçsüzlük ve eksikliktir. Ve
maddeden önce ve manadan önce aslında hep Işık vardır. Muhteşem yaratılmışı
Yaratan, yaratıcılığı başından harekete geçiren o ilk neden öncesindeki
nedensizlikteki hareket ettirici Işıktır. Işık her ne kadar haz ise de haz
sonsuzluğun içinden geçen hüzmesiyle sonluda güçsüzlük ve eksiklik oluşturur. Bunun
en büyük amacı, Işığın içinde taşıdığı sebep olmayı içine alıp, sebebi sebep
oluşturan sonuca süreç oluşturacak bir yer, bir kap oluşturulmasına neden
olmaktır. Bu nedenle güçsüzlük ve eksiklik ortaya çıkar. Çünkü Işığın nedeni
vardır. Işık dolduracağı kap arar ve bu ızdıraptır. Işığın önünde sınırsızlık
vardır. Ve sınırlı olan yanar. Bu kaos oluşumudur. Kaos, karmaşa, sorun arzu
oluşturmak içindir. Arzu haz arayışıdır. Haz arayışı gayreti uyandırır. Gayret
Işığa kap oluşturur. Neden ışıktadır. Işık eğer şifaya neden olmak istiyorsa
hastalık oradadır. Ve hastalık hastalığı taşıyabilecek olandadır. Bu durum
eksiklik durumudur. Ve şimdi kaos ortadadır. Ve gayret başlar, arayış başlar.
Şifa ordadır. İyi ya da kötü aslında iyi içindir. Kötü eğilim yaratılır, kötü
yaratılır, ama iyi hep oradadır. Çünkü iyi iyi değildir. Kötü ve iyi iyidir.
Ama güçlük ve tamlık maddi algıda kendi içindeki iyidedir. Ya da kendi içinde
kötüdedir. Oysa iyi ve kötü iyide ise eksiklik ve eksikliğin gücü vardır. Ve bu
herkesin algılayabileceği bir kolaylıkta değildir. Çünkü meyil ve alışkanlık
sonuç olmayadır. Bu yukarıda yaratılmış ve aşağıya kırılmış olmanın sorunudur.
Parçada meyil sonuç olmayadır. O zaman sebep olma yukarıda yaratılmışlıktır. Ve
zaten insanlığın yükselişi o yönedir ama kolay değildir. İniş ve çıkışlı olmak
kaydıyla yukarıya boşluğa, sonsuza bir merdiven koymaktır. Bütün bunların
ışığında o zaman eksiklik aslında güçtür. Güçsüzlük aslında tamlıktır. Çünkü
eksiklik ve güçsüzlük yukarıda olan gücü ve tamlığı deneyimlemek için
kırılmadır. Bu insanın yukarıda yaratıldığı noktada kırılmış olması değil,
kırılmış insanın ruhta kırılmasıyla yukarıya yaratılmasıdır. Bu tamlığın en üst
noktasını aşağıya çekme ve gücün en üstünü edinmedir ki, Mesih seslenişi
gereçekleşir "Lütfum sana yeter" işte bu nokta da "gücüm
güçsüzlükte tamamlanır"-2.Kor.12:9