Dengenin Görkemi
Derin dehlizlerin aslında çok çok üstündedir aydınlık. Katmanların kararttıkça kararttığı ortamların derinliklerinde görmeye alışmış gizlilikler, aslında açığa çıkarılmayı bekleme körlüğü içindedirler. Ve karanlığı görmeye alışmış gözler karanlığı görürken, aslında renklerden habersiz yaşarlar ve bu renksizliğin renginde gördüklerini sandıklarından, görmediklerini ve karanlıkta dahi varlıklarının belli renklerde olduğu gerçeğini asla bilmezler, bilemezler. Ve karanlık dehlizlerde, yine de bir bilinmez arayışı içindedirler. Çünkü esasında bu kişiler bilinmezliğin içinde bilinmezliğin edinimindedirler. Ve aslında bilinmezliğin bilinirliliğinin tek kaynağının kendileri olduğunun aymazlığında daha da derin, daha da karanlık, dehlizlere doğru hareket eder dururlar. Aslında hareketleri hep sebep ve sonuç bağlamındadır. Ve bu nedenle bu daha da derine, daha da karanlığa ilerleyişte aslında bu kişiler hep çağrıya tabidirler. Işığın yokluğu bir üst karanlığı bir alta göre aydınlık kılar. Kısacası karanlığın artışı bir önceki karanlığın görüşünün kaybında sorgulama oluşturmaktadır. Ve bu sorgulama karanlığın içindeki katmanların daha da yoğunlaşmasında birden ışığın sorgulaması haline gelmektedir. İşte karanlığın en derin noktasında giz birden bire açığa çıkacak ve kendinden kopup kendini kendinden özgürlüğe doğru fırlatacaktır. Ama karanlık daha önce Işığı arkadan görmenin çekimindedir. Ve bu belli bir alışkanlığı beraberinde taşımaktadır. Bu nedenle bu alışkanlığın tutkusu öne ve ışığa çıkmanın deviniminde ışığa yürüyen için arkadan çekiş oluşturacaktır. İşte bu noktada artık denge içte karşı kıyıyı görebilme dengesidir. Ve denge bıçak sırtında yürüme misali bir dengedir. Işığı arkadan görme alışkısı ışığa doğru sıçrayışta mucize hayatlara yol açmış ama bu kez de alışkanlık arkada bir çekiş oluşturmuştur. O zaman denge görkemdir. Ve denge iki çekiş arasında sabit kalabilmektir. Böyle bir durumda ise, denge ışığın çokluğunun karanlık görüş olgusundaki yargı kavramı ile bu karanlığı varlığımızda ışığa çevirme olgusundaki merhamet kavramı arasında ayakta durabilmektir. Ve bu da karanlık katmanların aşama aşama ve gbelli bgyir süreç doğrultusunda kişiyi taşıdığı aydınlıkta, sağa ve sola sapmaksızın, ön ve arka çekişlere bakmaksızın yürümek, mana yürüyüşünde olmak demektir. Ve bir başka tabirle de bu yürüyüş gizin kişide açılımında, "Yaratan bendedir" gerçeğinde, Mesihi derinlikte Ruh'un rehberliğinde kişinin gizine yürümesidir.
Aslında açığa çıkaramadığımız o kadar katmanlarımız var ki bu katmanlar bizi girdap misali içine çekip duruyor bu nedenle de karanlık karanlığı getiriyor bu çekimlede arkadan gelen ışığı göremiyoruz dengeyi kurduğunda sabit kaldığında hem ışığı hemde renkler göre biliyorsun o zaman bütün katmanlar tektek kaldırdığında dengeyi bulup yağa kalkıp sıçramalarını gerçekleştiğinde yolar açılır yatağını topla ve yürü ışık bizim ve bekliyor
YanıtlaSil