22 Şubat 2013 Cuma

GİYSİ


                                                                              Giysi
Madde aleminde etrafımızda mevcut olan herşey öylesine sarmıştır ki bizi, bu çevre içindeki yakın görüşün getirdiği doğallık ilizyonunda artık neyin gerçek, neyin gerçek olmadığı bile anlayamaz hale gelmişizdir.  Çünkü böyle bir yanılgı içinde her şey  bize doğal olarak gerçeklik olmuştur. Oysa katman üstüne katmandır varlığımız. Adeta belli sarmalların sarmaladığı, üst üste giydirilmiş farklı giysiler misali farklı algı ve bilinç oluşumlarında. Ve bütün bu sarmalların özünde var olan ve Yaratanın Ruhunun dokunuşu diyebileceğimiz o esas iç bilincimize giysi oluşturmuştur bizi saran bütün bu sarmalların oluşturduğu dış bilincimiz. Ne hikmetse ters yüz, yüz ise ters olmuştur. Yani iç, ışığını sonsuzluğun ışığından alırken o öz yani bahsettiğimiz o esas iç, bu muhteşem enerjinin temelini bir kenara bırakmış ve ne hikmetse ışığını yakın görüntüsünün oluşturduğu bu dış sarmalların enerjisinden almaya başlamıştır. Aslında varlığımızın içselliğini de, varlığımızın görselliğini de saran herşey bir anlamda ve birazda genel vahiy yani doğa açısından bakarsak bizleri fizikte içsellikte ve dışsallıkta var eden, kapsayan atomlardır aslında. Ve atomlar aslında üç temel esasta enerjiye kaynak, enerjiye parçacıklardır. Ve mesela elimizi salladığımızda sürekli hareket eden bu atomlar, bir tahta parçasındaki yoğunluklarında ise adeta inanılmaz bir bütün oluştururlar. Ve artık elimiz için tehlikedirler. Adeta giydirimiş bir dış bilinçtirler. Böylesine  aynı temelde farklı giydirilmişlikler içindedir çevremiz. Ve çoğu zaman giydirilmişliğin esasını bir kenara bırakıp giydirilmişliğin bize verdiği kendi ile sınırlı ışımasında bilinç oluşturur ve örneğimizde görüldüğü gibi, tahta parçasının sertliğindeki yoğunluk misali bizler her atom yoğunluğu önünde takılıp kalmaya, eğilmeye başlarız. Oysa atomun kendi içinde gizlenmiş üçlü denge formülünde ve dolayısı ile kainat vahyinin işaretinde, Mesihi giyinme olarak isimlendirebileceğimiz Yaratan suretine dönüş algısında atom esas vazifesinde özgür ve hareket edebilen ve aslına uygun bir konumda bize hizmet eden olabilecektir. Bu biz Mesihleştikçe madde üstüne çıkmadaki gerçekliktir. Mesela işin esasında el sallama misalinde olduğu gibi bir duvarı geçmemiz, aslında el sallayabilme olgusunda olduğu gibi, bir biçimde mümkün olmalıdır aslında. Bu salt iman gücünün kendi dïş sarmallarının enerjisinde yaşayanların gelebileceği bir nokta, bir bilinç değildir esasında. Bizi içte açıp, dışın giysisini yeniden içe aktive edecek bir aktive gücü lazımdır. Çünkü görüldüğü gibi esas olan dışın içe ne giydirdiği değil, için dışa ne giydirdiği ve giyindiğimizin bize ne gibi bir bilinç yansıttığı ve bizim bu bilince esas içte var olan sonsuzluk ışıması bilincinde ne şekilde cevap verebildiğimizdir. O zaman şöyle diyebiliriz; bu gücü yeniden içte aktivite içten dışa yeniden geçebilmeyle bağlantılıdır. Bu durumda da, bu noktada bir geçiş kapısı esas olmaktadır. Bu kapı da muhakkak ki madde içinde sınırlı insanlık için dar bir kapı olmalıdır. Ve bu dar kapı, eğer mana yoluna açılan bir darlıksa ve Mesihin içinden geçen bir dar geçitse, atomların içeriğindeki elektron, netron ve proton dengesinde yani alma ve verme ve denge prensibinde Yaratanı edinmenin gerçekliğinin bizde açılması kaçınılmaz olacaktır demektir. Ve bu noktada da düşüncenin yenilenmesi özün dengesinde yenilenmesi ve Mesihi seviyenin dışı sarması ile bir yeni doğuş ışıması gerçekleşmiş olacaktır. O zaman bütün bu olguların ışığında "düşüncenin yenilenmesi" ile "Mesihi giyinme" arasında büyük bir bağ olduğu yadırganamaz bir gerçekliktir. Ve bu bağın devamlılığı için de ego üstüne çıkılan her noktada Yaratanla bağ için kişinin kendi içinde her zaman taze ve hakiki bir ruhsal alan  açması gerekmektedir. Yoksa atomlar kendi çevresindeki sıkışmada birden bire sert cisimler, maddeler oluşturup kendi özgür enerji dengelerini kendi kendilerine iptal etmeye başlayabilirler ve bu durumda bizi sadece kendi kısıtlı enerjisinde ışıyan dış giysilere mahkum edebilir. Oysa giysi, üstün gücünün yani üst seviyelerin, üst ruhsal dünyaların altta ışıması için muhteşem bir kanaldır.

2 yorum:

  1. Üstad,var olma nedenlerimizi anlattığınız gibi algılamaya devam ediyoruz.Yaratan bizden aslında kainatın sırlarını çözün derken belki de maddeler arasında size sırlar verdim demiş midir diye hep düşünürüm.Evet Yaratan ışığı bize de ulaştığında ilk anda başlayan bir dönüşüm ve değişim bizi sarsar.Ama sonra görürüz ki bu sarsılmalar biz de yılgınlık değil,ilerlemenin belirtileri olacaktır.Her söz bizde limitin aslında daha ilerdeki limite basamak olduğunu anlatır.Bizde bir söz vardır,Akıl ve hikmet bize yol göstersin deriz.Ama İsa Mesih talebeleri için bunu ben "İsa Mesih mana yolunda yaptığımız yolculukta bizimle olsun,bize yol göstersin" diyerek düşüncelerimizi yenilesin diyorum.

    YanıtlaSil
  2. Dıştan aldığımız bize yapıştırılan etiketler aslında bizim giysilerimiz olmuş ne kadar gardolabı yenilesekte bir eskiyi mutlaka bırakıyoruz nedense atamıyoruz içsel varlığımıza acı vermekten zevk alıyoruz bu nedenlerde.Yaratanın tam anlamıyla Mesihi giyinemiyoruz katlarımızı attığımızda çıplaklık bize utanç veriyor esasında öz bu çıplak geldik dünyaya giydiklerimiz sadece perdelemek saklanmak tüm bunlardan arındığında Yaratanın ışığını suretini özünü alabiliriz kendimizi sıkıştırdırdıkca içte patlamalar bizi yeni katmanlar oluşturuyor o zaman yenilenmek yeni giysiler giyinmek yolun yolcusu Mesih talebesi olmak çevreyi aydınlatmak kanaları temizlemek yön vermek tıpkı pusula gibi çok güzel olmuş Hocam yüreğinize sağlık

    YanıtlaSil