Tükenmişlik Sendromu
Varlık
korkunç bir döngü içinde kendi döngüsünü tamamlama peşinde koşar durur. Bu her
bir dairesel döngünün baş döndüren rutini, adeta kendi içinde kendini sürekli
yineleyen bir enerjinin, bir anlamda varlığın enerjisinin, sürekli aynı
üretimde ve çoğunlukla tükenmişliğe doğru evrilen sıradan yaşam enerjisinin
nedenidir. Döngü, kendi rutininde kendini yineleyerek dönerken ve yukarıda
dediğimiz gibi bir evrilme eğilimi gösterirken, aslında bir diğer taraftan da,
kendi haz algısı içinde, biraz sonrasını unutan akvaryum içindeki balık misali,
kendini yenilediği algısındadır. Oysa yenilenen değil, yinelenen bir gerçeklik
vardır ortada. Yinelenin yenilenen olması için, herşeyden önce dışsallığın
döngüselliğini, içselliğin rutin gibi görünen, ama rutin olmayan derin spiral
döngüsüne çevirmek ve bir an için kapsızlığın hazzıslık olduğu düşüncesinden
ayrılıp, esas kapsızlıktaki ışığı edinmenin hazzını yakalamak istercesine
fiziğin üstüne geçmek gerekir. Yoksa nice dışsal ve nice dışa bağımlı, fizikte
takılı kalmış rutin döngü yinelemelerinde kap oluşturmanın derdinde olan insan,
yani mutluluğuna ya da sevincine hep fiziksel bir neden, bir dayanak arayan
insan, kendi dar alan üretmelerinde hep kendini yinelemeye mahkum eder.
Dolayısı ile bu durumda kişinin sürekli acılar yolunda kalmasının en temel
nedenlerinden biri olacaktır. Yukarıdaki o muhteşem yaratma ışıklarının aşağıya
doğru ışımasında, yani üstün alta ışımasında, altın genel anlamda ışıkla
hazların doruklarını yaşayacağı o en üst noktaya varması anından önce, insan
varlığın kendi döngüsü içinde kendini yineleme rutinine takılması sonucu kişi
birden bire bu muhteşem kurtarış ışıklarından, kendisini surete taşıyacak
ışıklardan mahrum kalır. Çünkü kişi bu noktada, kendi kendine tayin ettiği kap,
kendi kendine tayin ettiği seviyeden dolayı ışığın bütüne ışımasını parçanın
içine sıkıştırır ve o muhteşem ışımanın kırılmasına dolayısı ile de kişinin
kendisini kendi döngüsü içinde kendisine hapseder. Bu "altın buzağı"
tapınışı dediğimiz ve bir anlamda sona endekslilikte, sürecin kale
alınmayışında, sürecin getirisini iptal etmekten başka bir şey değildir. İşte
bu noktada varlık kendi döngüsüne mahkum ettiği kendisinde kendi tekrarlarında,
kendini yinelemekte tükenmiştir. Çoğu insan için hayat bu takılma noktası ile
bu takılmaya kendini getiren nokta arasında gidip gelmelerden başka bir şey
değildir. Oysa böylesi bir durumun her
zaman ikinci bir alternatifi vardır. Yapılması gereken yeniden ayağa kalkıp
ayakta durup, fizikle bağı koparıp döngünün rutinine bir an olsun ara verip,
yeni bir döngü içinde yer alıp, rutini yeni bir katmana taşımak için esaslı bir
mana sıçrayışını gerçekleştirebilmektir. Bu bir anlamda Yom Kippur sıçrayışıdır.
Yani kendini yineleme döngüsü içindeki
tükenmişliği tamamen iptal eden Mesihi seviyeye sıçrayabilmedir. Bu sıçrama
yeni bir döngüde yepyeni bir yaşamı hedefte değil, süreçte hedefleyen bir
döngüye doğru sıçrama ile biz de açılması ve artık kişinin kendini yinelemesi
değil kişinin kendini Mesih'te ve Saran Işık Ruh'ta yenilemesi seviyesidir. Bu
döngü manevi bir spiral döngüdür. Çünkü burada rutin dairesel değil spiraldir.
Fiziğe endeksli değil fizik üstüne endekslidir. Ve mantık dediğimiz, ve çoğu
zaman bizi bize bağlayan kendi kabuklarımıza sıkıştırdığımız, kendimizle
kendimizi değerlendirmemiz mantığa değil, esas orijinal mantık diyebileceğimiz
bütünün düşüncesindeki bakış açısı olan mantığa daha doğrusu mantık üstüne
çıkabilmektir. Bir anlamda bu döngü, nefsin kendini yineleyen döngüsünü çarmıha
teslim etme yani Mesih'le bütünleşmeye geçme ve böylece yeniden anın sonunda
kendine bir "altın buzağı" üretmeyecek bir konuma gelmeye bir
döngüdür. Aksi takdirde lütufla kurtuluşu gönenme, çoğu zaman anın sonunda
kişiyi sürekli olarak kendi içinde kendiyle bütünleşeceği yeni ilahlar üreten
bir ilizyonda algılanmaya başlayacaktır. Ve bu durumda da Yaratanla bütünleşme
ilizyonunda, o muhteşem ışıma sadece kişi içinde kendi ışıma algısını alıp
yansıtması olarak algılanacaktır. Oysa varlık döngüsü içinde amaç, kendini
yineleme değil, kaostan ıslaha gerçeğindeki yaratılış döngüsünde, kişinin kaostan
ıslaha kendini sürekli olarak her alanda yeni yaşama doğru dönüştürüp
değiştirebilmesi ve her adımda biraz daha yenilenerek "karşılıksız
veren" Mesih seviyesine,Yaratan suretine dönüşüp değişmesidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder