Yolun Gücü
Yol'un
aslında kendine göre bir itiş gücü vardır. Hele bir çıkılmaya görülsün. Yani
her şeyden önce çıkılması gerekli bir gerçekliktir yol. Elbette her yol bir
yere götürür ya da götürmez ama en azından ileriye dönük bir atılımdır. Bir
gayretin ifadesidir. Burada bir yere, bir yöne doğru yönelmenin etkinliği
olduğu kesindir. Yani iş adımı atabilmektedir. Ve bu adım aslında niyet ve
talep birlikteliğinde ortaya çıkan bir hareketlilik halidir. O zaman böylesine
bir hareketlilik halinde niyet ya sebep olmayadır ya da birilerinin
hareketliliğine sonuç olmadır. Aslında bu başlangıç noktasında niyetle birlikte
talep kendini yolun bizi bir yere götürüp götürmeyeceğini net olarak
gösterebilecek olan bir göstergedir. Evet, çünkü eğer niyet ve talep özellikle
sebep olmaya ise o zaman yolun bizi bir yere götürmemesi düşünülemez. Çünkü yol
artık sebebin yoludur. Ama eğer yol bir başkasının hareketliliğinin bir sonucu
ise, o zaman bu yol yine bize yol olmakla birlikte, bizi pek de bir yere
götürmeyecek bir yoldur. Çünkü her şey bir yana artık yol zaten böyle bir
durumda başından sonu belli olan bir sonuç yoludur. Zaten yolun başında, yolu
başlatan neden sonuçtur. Sonucu baştan belli olan adım kendi kendini olduğu
noktada kendine kilitlemiş olan adım olduğu için, bu adımın getirisi de ileriye
doğru bir evrilme değil tam tersi kendine doğru bir evrilmedir ki, bu da kişiyi
kendi kendine kilitleyen bir evrilmedir. Ama sebebine adım atmak, sebep olmaya
doğru evrilmek, sebep olmaya doğru kendini ileriye itmek aslında üstün
iradesinin işlemesine yoldur. Çünkü Musa'nın kızıl deniz önündeki üstü
çağırmasındaki cevap, altın hareket etmesine talep şeklinde gelmiştir. O zaman
adım sebep olmaya bir adımsa alttan atılmalıdır ki, yönü üstten gelsin. Mesihi
kurtarışta Mesihe sunulan kase her ne kadar altta bir sunu ise de sebebe doğru
hareketlilikte yönü tayin eden üsttendir. Yani beden kendisinden geçmeyen
kaseyi göğüslediğinde bütün dünyaya kurtuluş getiren bir yola sebep olabilmiş
ve bu sebep oluş üstten gelmiştir. Şimdi o zaman bütün bunların doğrultusunda
yol ya sonucadır ki, gerçeğe ve yaşama çıkmaz, gerçeği ve yaşamı ancak ilizyon
haline getirir ve sonuç olma bilincinde başladığı için daima sonucu bende
sonuçlandırır. Yada yol sebebedir ki, gerçeğe ve yaşama çıkar. Ve bu artık
ilizyon değil, yolun gücünün üstün gücünde açılımıdır. Bu nedenle yaratılış
kararlılığında var olan kaosu islaha doğru sürekli dönüştürüp değiştirmek
şeklindeki sebep olmaya yaşam kararlılığında yeni sene, yeni transformasyon bizi saran
gerçeklere de dönüşüm değişim kararlılığı ile yaklaşmayı getirmektedir. Yani artık
Mısır, yani bizi bize mahkum eden o sınırlılık esareti geride kalmıştır. Ve çöl
dediğimiz, aslında "suretsizlik içinde" var olma, kabı bir araç
kılmakla yani arzuyu bir "araç" kılmakla birlikte kabı "aracı"
kılmama, yani "BEN neysem O'yum" gerçeğinde Mesih düzeyinde birleşme
gerçeğinde yaşama çıkma halidir. Burada artık araç yol, araç gerçek, araç yaşam
olmakla birlikte artık "aracı" yoktur, olmamalıdır. Çünkü bendeki
Mesih Mesih'teki ben "Yaratan düşücede" artık birdir. İşte bu yolun
gücünün bizde açılmasıdır.. Yani böylesi bir suretsizlik yürüyüşü "çardak"
gerçeğini varlık içinde var olan kendinden korumanın farkındalığını bize getirir.
Surette suretsizlik algısı bizi esas Yaratan'a suret olmaya taşır. Bu suret
içindeki "ben neysem oyum" artık "BEN neysem O'yum" halinde
mikro evrenin duvarlarını, bir "şofar" sesinde yıkmış ve "makro
evrene" kapı açmıştır. Yani "pozitif" dediğimiz gerçeğin
gerçekle yüzleştiği ve kainatı ferde getirdiği dönüşüm ve değişim
"negatif" dediğimiz dar alanın bütün sınırlılılığını alaşağı
edebilmiştir. O zaman "yola çıkmak" aslında "sebebe
çıkmaktır". Yola çıkmak sebebe çıkmaksa şayet, o zaman negatifi birimden
uzaklaştırma kararlılığı Yom Kipur gerçeğinde yani Mesih talebesi için Mesih'te
ödenmiş bedelde, bütünde de negatifi yani karşıtı yaşamdan uzaklaştırma
kararlılığını ve huzurda duran bir yaşam kararlılığını bize getirmiş olacaktır.
Bu noktada ise artık devrede "suretsizliğin gücü" vardır.
Suretsizliğin muhteşem ışımasında Işık artık yolu gerçeğe ve yaşama çekendir.
Böylesi bir günlük yaşam tamamen gündüz bulut ve gece ateş bulutu ile korunan
bir yaşamdır. Yani yaşamın yakıcılığı gölgelenmiş, karanlıkları ile
aydınlanmıştır. Kişi artık YOL'dadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder