15 Ocak 2014 Çarşamba

SONLUYU SONSUZLA ÖPMEK

                                                      Sonluyu Sonsuzla Öpmek
        Doğruluk, kainatı gerek madde, gerekse mana olgularında yerli yerinde algılayıp bu algı içindeki bütünde yerini bilerek yaşayabilmektir. Ve elbette böylesi bir yaşam modelinde özellikle meshedilmişlik seviyesini giyinmişliğin getirdiği üstü alttan ayırt edebilme yetisi ve yetkisi içinde sürekli yükselişin ediniminde bir yaşam sürmek esas olmalıdır. Böylesi bir edinim içinde önce formdaki mananın tespiti, formdaki mananın edinimi ve elbette formdaki mananın özüne yolculuk esas olmalıdır. Ve bu yolculuk günün bütün mana üstatlarının yolculuğundan üstün olmadıkça doğruluğun üstün, altta açılımı şeklinde bir doğruluk olmayacağı da kesindir. O zaman bu ne demektir? Bu her birimizin önce, mana ilmi ile karşılaşmış olma durumu içinde, bütünde kendini ifşa eden yüceler Yücesinin bilincini, o en üst düzeyde mirasçılığını, bize indirgediği Mesih düzeylerinde edinmek demektir ve sonrada dünya dediğimiz o parçalanmış Yaratan ışımalarının tek tek, ayrı ayrı yaydıkları ışıkların bizdeki manevi karşılıklarıyla buluşmalarına yol açmaktır. İşte böylesi bir üste yolculukta, altın bütün verileri, yani toprak seviyesi dediğimiz maddenin bütün verileri, üstün yani evreni evren kılan ve hiçlik içinde hiç-varlık olan yansımasındaki bütünün verilerine doğru bizi iten, manevi itiş gücü olarak rol almış olacaktır. Bu bağlamda o üst ve ilahi hikmetin varlığı yeryüzünde bir öpüşle aşağıdan verileni elbette yukarıdaki ile birleştirerek aşağıyı da büyük bir ışık çemberiyle kuşatmış olacak ve bu kuşatma da doğal olarak hadsiz yeni yaratılmışlıkları, yeni doğaları bize taşımış, yani bizi bereketlemiş olacaktır. İşte bu noktada “artık biliyorum ki Yaratan bütün yaratanların üstündedir”-Çık.18:11 ifadesi kendisini tamamen açacaktır. Çünkü her tür yaratan sıfatını kendine yakıştıran yaratanlar ancak yaratılmışlığın sınırlılığında yaratanlardır. Oysa bütünü kapsayan Yaratan ise yani Yüceler Yücesi O'lan ise sınırsızlık ve dolayısı ile sonsuzluk kapsamında Yaratandır. Ve bu bağlamda bu muhteşem Yaratan, yaratılmış bütün ikili karşıtların üstünde, üç boyutlu muhteşem ışımadaki tekliğin bütüne olan hakimiyetindeki enerjinin muhteşem akışında muhteşemi ifşa edendir. Ve bütün bunların insanlığa açılmasında, hep manevi yükselişin etrafında çevrelenen halkaların alt seviyenin alçaklıklarında yaptıkları varoluş etütlerinin verileri ile karşılaşma ve bu verileri kucaklayıp öpme önemlidir. Bu aslında olması gerekendir. Yani bu bir anlamda veride varlığı, varlıkta ise aslında mantık üstünü algılama anlamında hiçliği-bu anlamda yokluğu, karşılıklı öpüşlerde değerlendirmek anlamındadır. Bu durumu kendi açılımında ve kendi içselliğe ifşasının ifade buluşunda değerlendirmektir. Böylesi bir değerlendirme ise, bize “on” ayrı ifşayı gerçekleştirecektir. Her ayrı ifşa bir kitap, bir öykü, bir anlatım, bir derinlik kısacası ayrı bir dünyadır. Ve “on ayrı dünyanın” on pencere halinde bizde açılması, altın sınırlı hikmetini üstün sınırsız hikmeti ile bir araya getirip üstün hikmetinin altın hikmetini kucaklamasındadır. Ve bu kucaklama ancak yükseliş önündedir ve bu kucaklama ancak aşılması gereken seviyelerin aşılmasında sınırlılığın aşındırılmasındadır. Sınırlanmış sınırlılık olguları aşıldıkça aslında yükseklik birden bire yakınında olunulan bir yüksekliktir. İşte orada dünya hikmetini üstün hikmetininde bir kez daha dinlemek ve aslında altın hikmetinin yargının kaldırılmasının hikmeti olarak görebilmek demektir. Çünkü bu görebilmede sesleri sadece duyabilmek yoktur. Bu görebilmede sesleri okuyabilme vardır ki, bize on sayısı açılır. Bu nurdur. On parmak misali on bir anlamda fizikte tamlığın sağlanışıdır ki, bu tamlıkta ruhun tamlığı sağlanır ve ruhun tamlığında hem teori hem de pratik vardır. Onun beşi teori ve beşi pratiktir. Onun beşi sağ yani merhamet, beşi sol yani yargıdır. Ve onlar ancak yükselişte açılacağına göre bu dengedir. Ve kutsallıktır. Ve Yaratan kutsaldır. “kutsal olun” buyruğu ise yaratılan içindir. Sağ ve sol ve denge elbette yaratılan içindir. Yaratılan için sonsuzluk sonluluk içinde sonluyu sonsuzla öpmektir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder