Dengeyle Bağ
Denge
ortadır. Orta ise iki çekim arasındaki sabit noktadır. Bu sabitlikse evrenin
sonsuzluk kaynağından fışkıran verileri karşılayabilmeye odaklanmaktır. Ve her
bir karşılama, edinmede bir eksikliği kaparken bir başka eksikliğe kapı açar.
Çünkü karşılanan eksiklik hemen paylaşımda bir başka eksikliğe haz olurken bu
kez, kaynağı karşılayandaki yeni eksiklik, daha nice ışımalara kap oluşturur.
Ve denge, kendi düzeni içinde düzensizlikte eksikliği tamamlar. Ve
düzensizlikte eksikliği yeniden düzenleme başlar. Düzenleyen hem de düzenlenendir.
Kaynağın teşvikinde nefse doğan kelime, doğuş olduğu noktada içi düzene
uyandırır. Eksik tamlığı ararken, için tamlığı düzenle değerlendirmesinde
aslında dengeyle bağ kurulmaya başlar. Yani Yaratan’ın inayeti her sabahında
yüreklere yeniden bir güneş doğmuş ve aydınlığın ışımasında iç, kendi
düzensizliğine yeni bir düzen için yol bulmuştur. Bir yanda içe, “kelam
teşvikinin” yol olması ve Yaratan’ın içten geçmesinde için yeniden düzenlenmesi;
bir diğer tarafta yaratılanın içi açması ile nefse doğan kelam ile düzeni
yeniden edinmesi. Her ikisi birden dengeye yol olur. Bu açılımda aslında “üstün
gücünün” çekiş gücü yadsınamaz bir biçimde hep işlevdedir. Çünkü böyle bir
denge yolunda “öncelikle O’nun egemenliğinin ve doğruluğunun ardı sıra” gitme
gerçeği vardır. Böyle bir ilerleyişte “üstün gücü” düzensizlikte sürekli düzeni
ve düzeltilmeyi arayan ruhu, her doğan yeni günde, her ulaşılan yeni seviyede,
aslında bir kez daha mükemmelliği arayışa çeker. Ve esas itibariyle bu
mükemmellik Mesih’tir. Ve bu “sevgi ve ihsan” seviyesidir. Bu seviyeye çekişte
hep “arayın bulacaksınız” temeli esastır. Ve işin gerçeğinde esas anlamda “bulmak”
yani “mükemmeli bulma” yoktur. Çünkü mükemmel aslında sonsuzdur. Ve yol
sonsuzdur. Bir anlamda mükemmeli aramak zaten mükemmel olandır. Ve mutlak
mükemmel için zaten mükemmellikten soyunan suret bendedir. Ve zaten her şey bir
yana sonuç değil sebep esastır. O zaman “mükemmeli ara ama bulma” ilkesinde her
gelinen seviyede üç nokta birbiri ile buluşur. Düzenleyen ve düzenlenende
mükemmelliği arama bu üç noktadır. Bu üç
nokta ise dengeyle bağın kurulduğu noktadır. Ve bu noktanın ortası
kutsallıktır. Üstün gücünün işlerlik kazandığı bu noktada aslında “kaygısı
çekilen” her şey kendiliğinden bu halkanın ortasına çekilmektedir. Düzeni
sağlamış olmak ya da mükemmeli bulmuş olmaksa dengeyi yitirmektir. Çünkü tamlık
ancak Yaratan’da tamlıktır. Yaratan’ın ışığı yani tamlık ancak algılanıp
edinilebildiği kadar bizde şekillendirilebilir ve bu şekillendirmedeki
başarısızlık ise karanlığa gebeliktir. Çünkü karanlık yani negatif şekillenmez
karanlık yaratılır. Bu yaratılma aslında form içindir. Işığı şekillendirmedeki
başarısızlığı başarıya çevirmek içindir. Ama yine de karanlık karanlıktır. Ve
Işık varsa karanlık ışığı alt edemez. Işık ise aslında vardır. Ama görebilene
vardır. Dolayısıyla “dengeyle bağ” önemlidir. Ve bu bağ, aynı zamanda tamlığın
ve doluluğun Işığının kabımdaki ışımasını form edebilmektir. Form, eğer Yaratan
sureti olmaya yaraşır bir form edişse karanlık yaratılmadan alt edilebilir. O
zaman denge ortadır. Ve orta ise sistem içinde rolünü eksiklik içinde tamlığa
göre yerine getirebilmek demektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder