16 Ekim 2013 Çarşamba

AKTİVE ETME

                                                            Aktive Etme                  
Gözler ve kulaklar kainata açılan kapılar misali kendi sınırları içinde durmaksızın işlevlerini sürdürür dururlar. Çoğu zaman filtreleri olmadığı gibi bazende kendi içselliğinin oluşturduğu kendi ürünü filtreleri kullanır ve bu filtre ya da filtresizliklerinde kendilerine has bir algı ve dünya sistemi oluştururlar. Oysa bütün bu işlevler aslında kainatla önümüze serilmiş müthiş potansiyalin aktive edilmesi için insanı kainatla buluşturmak için vardırlar. Çünkü herşey aslında aktive edilmek için bir anlamda insanı bekleyip durmaktadır. Bu nedenle kainatın son basamağı, bir anlamda ortaya konulmuş muhteşem potansiyalin son basamağı bu potansiyali aktive etmek için var edilmiş insandır. Ve dolayısı ile aktive eden olarak yaratılmışlığın üst basamağını oluşturma durumu göz önünde bulundurulursa bir açıdan insan kendi sınırlı hükümranlığı içinde  yaratılmışlığın ilk basamağı olarakta görülebilir. Bu nedenle Yaratılış öyküsü anlatımında kadim yazılar evrenden insana ve insandan evrene olmak üzere iki öykü sunmaktadırlar. Yeter ki insan bu gerçeği kendi evrene açılan kapıları ile algılayabilsin. Bu muhteşem varoluş gerçeği ve kişinin varlıktaki rolünü görmesi ve duyup algılaması beş duyusu üzerine çıkabileceği ve gerçeği kendisinde görebileceği bir dönüşüm ve değişim sürecine ve kendi oluşturduğu filtre ve filtresizlik kabuklarından kendini arındırabimesine bağlıdır. Herşeyden önce buna uyanması, aslında yukarıdan uyandırılması gerekmektedir. Çünkü kainatta sunulan potansiyali aktive etmek bilinç ister. Bilinçse yaşama uyanıklılık halidir. Ve bu ciddi istem gerektiren bir durumdur. Mesih'in görmeyen gözleri, işitmeyen kulakları fark etmiş olmasına rağmen bu işlevleri kullanamayanlara istemlerinin ne olduğunu sorması bu nedenledir. Çünkü istem öncelikle kişiyi yaşama uyanmaya aktive edecektir. Bu aktive ediş yaşam için kabuk atma, bütüne dahil olma, antlaşmada yerinin farkına varma uyanışıdır. Bu nokta gerçeğin görünmesine yol açış noktasıdır. Ve gerçekle kişi artık aracısız kendinde, kendiyle ve kendinden yüzleşir. Artık filtre ya da filtresizlik dünyası değil potansiyali ile varoluş dünyası kişiye açılmıştır. Burada artık insan kainatta baş köşededir. Böylesine bir uyanışta potansiyale hüküm devreye girer. İşte bu aktive ediştir. Bu aktive edişte veriler etkinleşir. Yani başlangıçta içi uyandırma amaçlı içte yönlendiriş bu kabuk atma olgusundan sonra içte net bir görünüşe bürünmüştür. Burada kişi kendi algı ve bilincinde de netleşmiştir. Aslında bu kendini kendinden soyma durumunun bir sonucudur ve kolay değildir. Acı ve ter gerektirir. Karşılığı ise potansiyali aktive edebilecek güçteki netlik ve saydamlıktır. Bu saydamlıksa aktive edilmiş olumlu ve olumsuz bir çok veriyi bize getirir. Yani üst ve alt, fizik ve metafizik artık aynı çizgidedir. Potansiyal dinginlik aktive edilişte yepyeni potansiyalleri çekmekte ve yeni aktivasyonlarda kainat verileri kişiyi kendi boyutunda etkileyip yepyeni etkileşimler yol açmaktadır. Bu muhteşem bir spiral ilerleyiş döngüsünün dönüştüren ve değiştiren etkisinin devamlılığıdır. Yaratan ve yaratılan aynı çizgide hükmeden ve hükmedilende hükmü aktive eden olarak bu devamlılıkta bütünde buluşurlar. Bu yaşamın yaşama uyandığı noktadır. Ve veriler artık bu noktada verileri karşılayanın etkisinde hükmedilebilecek bir boyuttadır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder