24 Ekim 2013 Perşembe

VERİNİN GÜCÜ

                                                               Verinin Gücü
            Benim algılarımın, hissedişlerimin dışına doğru yürüyüp, kendi rızam için kendimden çıkmış olma ve çıkılmış olan o noktada durabilmek aslında beklemeyi bilmektir. Beklemek, bir anlamda ileriyi görmeye yol açmak ve elbette böylesi bir arzu uyandırıp beklemenin getirisinde de bir anlamda geçmişten geleceğe bağ kurmak demektir. İşte böylesi bir ileriye dönük bekleyişte hem geçmişten geleceğe doğru beni ilerleten bağın gücünde, hem de bu bağda geleceği bana çekmenin bilincinde, bir güç oluşur. İşte böylesi bir güçte, artık görünen görünme niteliğini ardındaki görünmeyen gerçeklerine doğru geçişken kılar. Ve görünen görünmeyeni ile birlikte görünür olmaya ve kendi sebeplerini bekleyene doğru taşımaya başlar. Bu bekleme esnasında bir anlamda iç dışa arzusunu sunar ve dış içe kendi arzusunu sunar. Böylesi bir geçişte diyalog vardır. Ve bu diyalogda da hiç kuşkusuz veriler vardır. Veriler aslında öncelikle tekil görünümlüdürler. Oysa kainat yaratılışı sistemi içinde tekil görünen her şey kendi içinde çoğuldur. Çoğul görünen her şeyse yine aslında tekilde bir bütünün ifşasıdır. Bu nedenle kendinden kendi rızası için çıkmasını bilen kişi, bir anlamda beklemesini bilen kişidir. Bu bekleme bir nasip beklemesi değil, bu bekleme bir arzu beklemesi olduğu için veri, bu noktada netleşir. Netleşen veri önce tektir. Ama aslında veri kendi çokluğu ile gelir. Kainatın temel prensibi olan üç temel sütun prensibi bir anlamda her veri için geçerlidir. Yani her bir verinin hem negatifi, hem pozitifi, hem de denge unsurunu oluşturacak bir orta sütunu vardır ki bu sütun durdurma enerjisidir. Bu bir verinin içeriğidir. Bu yukarıda da dediğimiz gibi aslında kainat prensibidir. Fizikte böyledir Atomda proton, elektron ve netron olarak mevcuttur. Yani proton pozitiftir. Elektron negatiftir ve netron ise dengeyi sağlayan, gerekli durdurmaları gerçekleştirendir. Acılar yolunda olan her bir insan için veri salt veridir. Ve gücü sadece fizik görüntüsü içinde mevcuttur. Oysa mana yolunda olan samimi bir Mesih talebesi içinse veri aslında daima çoğuldur. Yani üç boyutlu halde gelir. Yani insana kainat içinde ulaşan her bir veri aslında kainat prensibi gereği böyle gelmektedir. Ama ne yazık ki, bir çoğumuz için bu prensip kendi fizik ve madde algımız içinde sınırlı ve kısıtlı görüşümüzde sadece fizik ve maddede algılanır. Dolayısı ile bizi şekillenmeye, üst forma doğru taşımaya gelen veri alt veri algısı içinde erir gider. Demek ki, kişinin kendi alma arzusu içinde düşmüşlüğünden yeniden Yaratan suretine dönüşmesi olgusunda verilerin rolü vardır. Yani onlar olmaksızın bu şekillenme gerçekleşemez. Bu da bize olduğumuz yerde kendi acılar yolumuzda dönüp durmamız demektir. Oysa kendi rızası için kendisinden çıkan ve aynı zamanda geçmiş ve gelecek bağı içinde şimdi büyük bir beklenti içinde ileriye doğru bakıp bekleyen için veri bu kişiyi  şekillendirmek için geldiğini gösterecektir. Ve bekleyen veriyi algılayan olacağı için verinin üçlü içeriğini de daha ilk andan itibaren fark edebilecektir. Bu bağlamda her bir veri kendi içinde bir iyileştirme melekesi taşımaktadır. Bununla birlikte mana yoluna geçerken içimiz acıyarak geride bıraktığımız ve şimdi iki katıyla karşılık göreceğimiz eski bağlarımızın yargıları da bu verinin içinde kendi yerin almaktadır. Yani verinin bir boyutu pozitiftir. Şifadır. Bir boyut ise negatiftir. Yani bıraktıklarımızın bir daha etkisinde kalmamak için bir yargı sistemi getirir. Bunlarla birlikte veri içinde daima orta sütun ileriyi bize sunmak için vardır. O müjdedir. Müjde, bize her veri içinde açılan mantık üstü imanda geleceğin bugünde umutla açılmasıdır. Burada tamamen Yaratanla bütünlüğün en üst derecesi Mesih seviyesi vardır. Yani her bir veri aslında kendi rızası için kendinden çıkıp dışarıda yani bedenin ve egonun terkinde bekleyiş içinde böylesine bir çoğul halde kişiye gelir. Ve artık binlerce veri kişide farklı açılmaya ve kişide yepyeni bir form oluşturmaya başlar. Artık şarap yani belli bir dönüşüm ve değişim döngüsnün getirdiği tamamen olmuşluk, yani manada yepyeni bir yaşam ve bakış açısı gerçeği yepyeni bir tulumda yani yenilenmiş bir fizik ve madde algısında  kendini ifade etmeye başlar. Alma arzusu aslında doğaya zıtlıktır. Ve insanın varlığı, surete yürüyüşü bu zıtlıkları daima islah eder durumda olmaktır. Bu algı yerli yerinde olduğunda suret bütündedir. Ve Mesih ifşa olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder