14 Aralık 2013 Cumartesi

DOĞUŞ IŞIKLARI

                                                              Doğuş Işıkları

                      Doğuşla başlar yaşam, doğuşladır yeni, doğuşladır her bir gün başlangıcı ve ışıkları. Kısacası doğuş başlangıçtır. Doğuş yenidir, doğuş yeni hayattır. Ama en önemlisi doğuş bilinmeyenin bilinene açılması, bilinenin bir anlamda bilinmeyenle kucaklaşmasıdır. Kısacası o nokta iç içe geçmişliğin, için dışa dışın içe açılması ve muhteşemliklerin güne, günün muhteşemliklere ifşasıdır. Böyle bir bağlamda doğuşla başlayan her şey, kendini yenilemeye her şey, eskiyi geride bırakmaya ve hatta tamamen unutmaya meylini gösterir. Böylesi bir ileri ilerleyişte, eski ile yeni arasındaki döngüye ve bu döngüdeki dengeye büyük bir enerji yüklenmektedir. Bu enerji hayat enerjisidir. Ve hayat bilinmeyenin bilinmesine, bildirilmeyenin bildirilmesinedir. Bu enerji hayatın ta kendisinde "hay" dediğimiz "diri" gerçekliktedir. O zaman doğuş böylesi bir dengeye öylesi bir döngüdür. Ve "hiç" dediğimiz noktadan spiral halkalar halinde o muhteşem doluluğun boşluk algısında, zerreden de zerre olan bize ve bizim içimizdeki spiral açılımlarla bizden geçerek sonsuza dek yola koyulur. Ve "hep" dediğimiz noktada yolunu bulur. Yol sadece yoldur. Yol sonsuzluktur. O zaman sonsuzlukta son olmadığına göre, son doğuşun tekrar ve tekrar döngüsünde sonsuza doğuştur ve bu döngüde döngü hep dengede olduğu için bu son hiç yoktur. Sonsuzluk aslında "hiçle heptir" ve heple hiçin birlikteliğinde açılan o yüceliktir. Yücelik ise doğuşun katmanlarla içeriğidir. Yani hep iç içe geçmiş doğuş, döngü ve dengelerde, madde ve mana arasındaki gidip gelmelerde kainat görkeminin işleyişi ve işlevidir. Yaratan düşüncenin ışıklarında Yaratan işlevin işlemesidir. Böylesi bir işleyişte aslında böyle bir doğuş zerre varlıkta yokluktur. Ve yokluksa aslında varlıkta içeriktir. Çünkü yok ne vardır ne yoktur. O zaman doğuş yokluğadır. Ya da doğuş yoktur. Oysa var olan gerçeklerde ışımalar doğuşa ışımalardır. Yani varlık ve yokluk, hiçlik ve heplik aslında "Hiç Varlıkta" doğuşta vardır. Yani doğuş bir anlamda döngü ve dengede farkındalıktır. Her seviyede doğuş yokluğa döndüğünde varlık yeni bir seviyede döngüyü dengeye davet eder. Bu noktada açık olan şey şudur; son yoktur ve dolayısıyla ilk yoktur. İlk ve son sonsuzlukta sadece sonu algılayana ilk ve sondur. Ve bu nedenle ilk O'dur, son O'dur. O ise aslında suretsizlikte "O" denilen ve diyende şekillenendir. Oysa şekil yoktur. Çünkü düşüncedeki enerji kıvılcımları suretsizdir. O zaman yaşam suretsizlikte surettir. Sureti kendinden bürüyen ise suretsizliği kaybetmiştir. Ve suretsizlikte suretsizliğe doğan maddede aldığı surette amacı boğandır. Bu nedenle "Söz" vardır. Ve söz bu suretsizliği surete doğuşta yeniden suretsizliğe doğuşla asla taşıyandır. O zaman doğuş doğuşla seviyede kilitlenmeye yolu açan sonsuza bir doğuştur. Böylesi bir suretsizlikte suret aslına dönüşüp değişmekte aslında yola koyulmuşluktur. O nedenle yol açılmış ve yol yine sonsuza yol olmuştur. O zaman doğuş ışıkları hayata hayat, yola yol ve ilizyona sondur. İlizyon son bulduğunda gerçek sonsuzluktur. Bu elbette doğuşta yeni hayattır. Yeni hayat sonluluğun sonsuzluğa teslimiyetidir. Bu teslimiyette döngü ve denge vardır. Bu döngü ve dengeyi algıda hayat çizgisi sonsuzlukta bir noktadır. Ve noktanın elbette bir çeperi vardır. Kendince bir başı ve bir sonu oysa nokta oraya doğmuştur. Yani doğmuşluk içinde doğmuşlukta aslında sadece çeperi kadar bir olgudadır. Ve doğuşlar döngülerinde dizildiklerinde çeperlerin temasında artık bütün vardır ve bütünde çizgi olmuştur ve çizgide başlangıç ve son artık değerini yitirmiştir. O zaman doğuş neye doğuş, kime doğuş ve neye göre, kime göre doğuştur. Yani esaslı bir doğuş bütün bu olguların gerçeğinde o muhteşem yokluğa doğuş olduğunda hem nokta hem çizgide hem yokta hem varda doğuştur. Ve o zaman "söz" beden almış hal gerçekleşir. Suretsizliğe suret noktada kendini ifşa edip çizgi üstünde yerini aldığında çizgideki diğer noktaları kendine çeker ve bir beden inşaa eder. Beden görünüşte hem maddedir hem mana çünkü bütün bu değerlendirmede suretsizlik maddeye isim veren, şekil biçen olduğu gibi mana da aslında bütün bunlara his katıp yorumlayandır. Böylesi bir harmoni içinde suretsizlik surette açılırken sureti de suretsize taşır. Ve böylelikle olması gereken döngü tamamlanır. Döngünün tamamlanması düşüncenin ışıması, işlevin işlev olması ve hayatın belirmesidir ki işte bu işleyişle yaşam haz üretir ve sonsuzlukta Yaratan'dan sonsuza dek haz alacak olanlar sözün doğuşunda Yaratan'a doğarak saran ışık itişinde döngüyü hazda tamamlarlar ve "yaşam olsun" yaşam olur. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder