Doğuş Işıkları
Doğuşla
başlar yaşam, doğuşladır yeni, doğuşladır her bir gün başlangıcı ve ışıkları.
Kısacası doğuş başlangıçtır. Doğuş yenidir, doğuş yeni hayattır. Ama en
önemlisi doğuş bilinmeyenin bilinene açılması, bilinenin bir anlamda
bilinmeyenle kucaklaşmasıdır. Kısacası o nokta iç içe geçmişliğin, için dışa
dışın içe açılması ve muhteşemliklerin güne, günün muhteşemliklere ifşasıdır.
Böyle bir bağlamda doğuşla başlayan her şey, kendini yenilemeye her şey, eskiyi
geride bırakmaya ve hatta tamamen unutmaya meylini gösterir. Böylesi bir ileri
ilerleyişte, eski ile yeni arasındaki döngüye ve bu döngüdeki dengeye büyük bir
enerji yüklenmektedir. Bu enerji hayat enerjisidir. Ve hayat bilinmeyenin
bilinmesine, bildirilmeyenin bildirilmesinedir. Bu enerji hayatın ta kendisinde
"hay" dediğimiz "diri" gerçekliktedir. O zaman doğuş
böylesi bir dengeye öylesi bir döngüdür. Ve "hiç" dediğimiz noktadan
spiral halkalar halinde o muhteşem doluluğun boşluk algısında, zerreden de
zerre olan bize ve bizim içimizdeki spiral açılımlarla bizden geçerek sonsuza
dek yola koyulur. Ve "hep" dediğimiz noktada yolunu bulur. Yol sadece
yoldur. Yol sonsuzluktur. O zaman sonsuzlukta son olmadığına göre, son doğuşun
tekrar ve tekrar döngüsünde sonsuza doğuştur ve bu döngüde döngü hep dengede
olduğu için bu son hiç yoktur. Sonsuzluk aslında "hiçle heptir" ve
heple hiçin birlikteliğinde açılan o yüceliktir. Yücelik ise doğuşun
katmanlarla içeriğidir. Yani hep iç içe geçmiş doğuş, döngü ve dengelerde, madde
ve mana arasındaki gidip gelmelerde kainat görkeminin işleyişi ve işlevidir.
Yaratan düşüncenin ışıklarında Yaratan işlevin işlemesidir. Böylesi bir
işleyişte aslında böyle bir doğuş zerre varlıkta yokluktur. Ve yokluksa aslında
varlıkta içeriktir. Çünkü yok ne vardır ne yoktur. O zaman doğuş yokluğadır. Ya
da doğuş yoktur. Oysa var olan gerçeklerde ışımalar doğuşa ışımalardır. Yani
varlık ve yokluk, hiçlik ve heplik aslında "Hiç Varlıkta" doğuşta
vardır. Yani doğuş bir anlamda döngü ve dengede farkındalıktır. Her seviyede
doğuş yokluğa döndüğünde varlık yeni bir seviyede döngüyü dengeye davet eder. Bu
noktada açık olan şey şudur; son yoktur ve dolayısıyla ilk yoktur. İlk ve son sonsuzlukta
sadece sonu algılayana ilk ve sondur. Ve bu nedenle ilk O'dur, son O'dur. O ise
aslında suretsizlikte "O" denilen ve diyende şekillenendir. Oysa
şekil yoktur. Çünkü düşüncedeki enerji kıvılcımları suretsizdir. O zaman yaşam
suretsizlikte surettir. Sureti kendinden bürüyen ise suretsizliği kaybetmiştir.
Ve suretsizlikte suretsizliğe doğan maddede aldığı surette amacı boğandır. Bu
nedenle "Söz" vardır. Ve söz bu suretsizliği surete doğuşta yeniden
suretsizliğe doğuşla asla taşıyandır. O zaman doğuş doğuşla seviyede
kilitlenmeye yolu açan sonsuza bir doğuştur. Böylesi bir suretsizlikte suret
aslına dönüşüp değişmekte aslında yola koyulmuşluktur. O nedenle yol açılmış ve
yol yine sonsuza yol olmuştur. O zaman doğuş ışıkları hayata hayat, yola yol ve
ilizyona sondur. İlizyon son bulduğunda gerçek sonsuzluktur. Bu elbette doğuşta
yeni hayattır. Yeni hayat sonluluğun sonsuzluğa teslimiyetidir. Bu teslimiyette
döngü ve denge vardır. Bu döngü ve dengeyi algıda hayat çizgisi sonsuzlukta bir
noktadır. Ve noktanın elbette bir çeperi vardır. Kendince bir başı ve bir sonu
oysa nokta oraya doğmuştur. Yani doğmuşluk içinde doğmuşlukta aslında sadece
çeperi kadar bir olgudadır. Ve doğuşlar döngülerinde dizildiklerinde çeperlerin
temasında artık bütün vardır ve bütünde çizgi olmuştur ve çizgide başlangıç ve
son artık değerini yitirmiştir. O zaman doğuş neye doğuş, kime doğuş ve neye
göre, kime göre doğuştur. Yani esaslı bir doğuş bütün bu olguların gerçeğinde o
muhteşem yokluğa doğuş olduğunda hem nokta hem çizgide hem yokta hem varda
doğuştur. Ve o zaman "söz" beden almış hal gerçekleşir. Suretsizliğe
suret noktada kendini ifşa edip çizgi üstünde yerini aldığında çizgideki diğer
noktaları kendine çeker ve bir beden inşaa eder. Beden görünüşte hem maddedir
hem mana çünkü bütün bu değerlendirmede suretsizlik maddeye isim veren, şekil
biçen olduğu gibi mana da aslında bütün bunlara his katıp yorumlayandır.
Böylesi bir harmoni içinde suretsizlik surette açılırken sureti de suretsize
taşır. Ve böylelikle olması gereken döngü tamamlanır. Döngünün tamamlanması
düşüncenin ışıması, işlevin işlev olması ve hayatın belirmesidir ki işte bu
işleyişle yaşam haz üretir ve sonsuzlukta Yaratan'dan sonsuza dek haz alacak
olanlar sözün doğuşunda Yaratan'a doğarak saran ışık itişinde döngüyü hazda
tamamlarlar ve "yaşam olsun" yaşam olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder