7 Haziran 2013 Cuma

NOKTA ATIŞI

                                                                     Nokta Atışı

            Hiç kuşkusuz bütün ancak bütün içindeki yerinde bütünlüğünü tamamlayan bir gerçekliktir. Yani bütün parçada algılanamaz ve bütün diğer bir tarafta görünenle her ne kadar ifade edilmeye çalışılsa da, aslında görünmeyende ifade edilebilmektedir. O zaman bütün bunların ışığında bütün ile parça kendi gerçeklerinde vardır. Ama bütün parçayı kapsadığına göre parçadan bütüne gitmekten ziyade, bütünden parçaya inmekte akış esasını göstermektedir. Yani bu bir anlamda "bana neler oluyor?" sorusu ile "acaba benim için yine neler oluyor?" sorusu arasındaki farkın çok açık bir biçimde idrak edilip algılanmasıdır. Birisi yukarıdan aşağıya bir akış, görünmeyen üst kaynağın görünen alta kendini ifade edebilmesine yol, bir diğeri ise görünenin yani altta olan sadece yansıtıcı nitelik sahibi bir dar alanın üste kendini açma gayretidir. Aslında insanlık artı ve eksi olan bu iki işletim sisteminde işleyip durmaktadır. Bizler gün içinde, hatta bazen saatler içinde, hatta dakikalar arasında bu iki işletim sistemi arasında gidip geliriz. Ama bütün dünyaya baktığımızda çoğunlukla algımız hep görünende yani parçada olduğu için hep altın üste ifadesi esas sahnede yer alan gerçeğimiz olarak karşımıza çıkar. Bu da her zaman "nokta atışına" maruz kaldığımızın en açık göstergesidir. Nokta atışı, her gün, bazen her an maruz kaldığımız bir atıştır. Ve bizi en önemli idari merkezimiz olan kalbimizden vurur. Bu vuruş oldukça sinsi, oldukça etkin ve oldukça hızlı bir negatif vuruştur. Sanki bu görünmeyen bir kurşuna benzemektedir. Bu görünmeyen kurşun aslında küçücük bir söz, küçücük bir eylem, küçücük bir düşünce zerresidir. Ve bizi en yaşamsal noktamızdan vurur. O öylesine etkin bir vuruştur ki, kişiyi içten inandığı bütün temel değerlerden ayırır ve kişiyi, kendisinin dahi normalde kabul edemeyeceği noktalara getirir. Bu etkin nokta atışı, çoğu zaman nokta atışını yapan yada yapanlar için değil ama nokta atışına maruz kalanlar için büyük bir felakettir. Çünkü sıradan halleri ile insanlar yaşam için "sebep" olup yaşamı "suret" çizgisinde ve hatta "Sevgi ve İhsan" çizgisinde götürme gayretindeyken birden bire "sonuç" oluvermiş olurlar. Sonuç olmak durmaktır. Sonuç olmak takılmaktır. Sonuç olmak "duruyorum zannedenin düşmesidir". Bu artık ürün verememektir. Oysa yaratılan Yaratan'da kendi sınırlı varlığı ile yaratan olması için yaratılmıştır. Ama dünyada bir çok yaratılmışlık tablosu üstündeki insan, hep kendi akıl ve mantık algısında, başkalarının düşünceleri ile uğraşma ve sindirme kaygısında, başkalarının sonucu olup, akıllarını yüreklerini harekete geçirirken negatif nokta atışı yapan binlerce etmenle birden bire yürekleri ile akıllarını yönlendirmeye ve daha da hızlı bir biçimde sonuç olmaya ve hatta orada maddede manalarını öldürmeye meyletmiş durumdadır. Oysa esas Mesihi düşünce dediğimiz "Yaratan sureti olmaya" yakışan bir düşünce algısında yani kalpte yaratılmışlığın o en olumlu algısında akıllarını olumluda yönlendirenler olarak yaşama yaşam sürmeye, bol yaşamı yaşamaya her gün ayık ve uyanık olmak için dünyadadırlar. Aksi takdirde insanlık, kendi mantık yürütmesi ile nokta atışlarının itişlerinde sürekli maddeye ve getirilerine açık alan olarak kalacaktır. Ve bu konumda asla birer yaratılış mirasçısı olamayacağı  gibi bir gün hiç bir farkındalık emmaresinden nasibini almamış mirasyedi olarak kendi ilizyon dünyası, geçmiş takıntısı, gururu, endişesi ve korkuları ile hiçlik içinde yokluğa teslim olacaktır. 

1 yorum:

  1. Senin sen benim ben olduğun da zaten hedefi vurmusun demektir nokta atışını tamamlamış surete ve çizgini çizmiş belirlediğin noktaıy bulup Yaratanın o muhteşem karşılamasında 7 madesine ulaştın demektir .Yaratanın muhteşemliğinde korku endişe takıntılar hepsi siliniyor Hocam yüreğinize sağlık çok güzelolmuş Nokta atışı

    YanıtlaSil