Olmak Ya Da !
Olmak
arzu edilendir. Olmak istenendir. Olmak hep ardı sıra koşulandır. Ama çoğu
zaman olmak var olmayana varmak. Ve var olmayanı varmış gibi varsayarak, var
olmuş olan gibi görünende kalmaktır. Oysa olmak var olanda, var olana
varmaktır. Ve elbette var olan aslında zaten vardır. Var olana varmak aslında
varılmış olanı fark etmek, fark edilende ise temellenip kalmaktır. O zaman
demek ki sorun var olunanın varlığından haberdar olmamaktır. Oysa çoğu insan
için varlık hep varlıktan ötede varlıktır. Yani her şey dıştadır. Dıştaki ise
asla içteki değildir. Dıştaki dıştakinin varlığıdır. Ve aslında bendeki
değildir. Olmadığı içinde aslında var olmayandır. İçtekinin varlığı ise ancak
içtekinin algısında var olandır. Ve algı neyse içteki odur. Oysa içteki
algılanan esas içteki de değildir. Ama esas olana en yakın olandır. Her şeye
rağmen öyle ya da böyle dış içe, ancak içteki varlıkta açılır. Ve dış ancak iç
varsa vardır. Ve hatta dış iç kadardır. O zaman olmak eğer dışta kalana göre ve
dışta kalan bir şeyse şayet bu
olmamaktır. Bu olmuş gibi görünendir. Ya da olmuş gibi olandır. Bu nedenle her
şeyden önce dışın içe alınmasından ziyade için kendi genişliğini tespiti
esasında için dışa açılması esastır. Bu esasta Yaratan düşünce, yaratılanı ve
yaratılan düşünceyi kapsadığına göre,
yaratılan önce Yaratan düşünce kapsamında kendi yaratılan düşüncesinde temel
bulmalıdır. Yaratılanın kapsamı zaten kapsayan Yaratanın için kapsamasındadır.
O nedenle için eksiklerinde tamlığın şekillenmesi vardır. Eksikleri görmüş
olmak boşluk yaratmaktır. Ve yaratılan boşluk demek Işığın dolmasına yol
demektir. Ve kısacası için boşlukları demek Işığın aktive edilmesidir. Işığın
aktivesi ise, için esas boyutlarına kavuşması demektir. İçin boyutlarına
kavuşması ise, olmak demektir. O zaman bir başka ifadeyle olmak demek önce içe
bakmaktır. İçe bakmaksa bütün bu ifadelerin ışığında görünende görünmeyeni
algılamaktır. Bu da öncelikle içi algılamaktır. İçi algılamaksa için ötesinde içi
kavrayan ve kapsayan görünmeyene varmaktır. Görünmeyen üsttür ve üst
kapsayandır. Üst büyük resimdir. Ve iç üstün ışımasında içtir. O zaman üst
ancak gözün kapanmasında gözün gördüğünün arkasında görülendir. Ve üstün algısı üstte değildir. Üstün algısı
altta da değildir. Üstün algısı ancak üstün altla buluştuğu noktadadır. Bu
nokta kutsallıktır. Kutsallık ise dengedir. Denge yalnız için kalpte açılması
değildir. Denge yalnız için akılda açılması hiç değildir. Varlık ise zaten duygu ve mantıkta yani kalpte
ve akılda anlam kazanır. O zaman denge yani kutsallık bu üç unsurun
ortasındadır. Kalp, akıl ve yaşayan canın birlikteliğinin buluştuğu o noktada
üst altta açılır. Ve o nokta ilahi sevgi dediğimiz dönüştürüp değiştiren
paylaşım ve vermenin ortaya çıktığı noktadır. O nokta kutsallıktır. Ve
kutsallık dışı içe çeken ve içle dışı aynı kılan bütünleştiren o en üst
noktadır. Yaratan’la “sevgi ve ihsanda” form eşitliği noktasıdır. Ve bu noktada
Mesih belirir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder